HOŞGELDiNiZ..!

Bu sayfada okuyuculardan gelen,değişik konularda yazılar bulacaksınız..Sizde bize yayınlanmasını istediğiniz yazılar gönderebilirsiniz.Böylelikle hem yazılarınız binlerce insana ulaşır,hemde binlerce konuda bilgi sahibi olursunuz..Bilginin sonu yoktur..Faydalı olabilirsek ne mutlu bize..Saygılar..remzi ırmak... remzi206@gmail.com

“Geleceğin cahilleri okuma yazma bilmeyen değil, öğrenmeyi öğrenmemiş insanlar olacaktır.”Alvin Toffler

30 Ocak 2012 Pazartesi

Anneler, babalar..sakın bunları yapmayın !


Çocuklar hayatın güzelliği, yaşam sevinçlerimiz. Çocuklar; canımız, mutluluğumuz, herşeyimiz... Peki ya sizler, anne babalar, herşeye değer olduğunu düşündüğünüz çocuklarınızın neler yapmasını bekliyorsunuz?


Uzmanlar, çocukların yönlendirilmelerini ama baskı yoluyla birşeyleri yapmaları konusunda ısrarcı olunmaması gerektiğini söylüyorlar. Büyük umutlarla başlanan kurs tamamlanamazsa, konunun önce çocuk yanınızda değilken öğretmen/eğitimci ile görüşülmesi gerektiğini, daha sonra çocukla konuşarak nedenlerin anlaşılmaya çalışılmasını ancak çocuğun başarısız ilan edilerek cezalandırılmaması gerektiğini belirtiyorlar.

Dönem dönem gündeme gelen, Amerika’da yayınlanan ‘Toddlers & Tiaras’ programından bazı örneklere bakalım ve... devam edelim. Bu programın amacı, en güzel, en yetenekli, gelecek vadeden küçüklerin bulunması. Bazı aileler, kızları yarışmayı kazandığında önlerinde açılacak şöhret kapısı, para ve alkışın sihrine kapılmış durumdalar. Programda neler oluyor ve biz ‘sağduyulu insanlar’ neler yapıyoruz kendi hayatlarımızda bir bakalım:

- Küçücük çocuklar, gecenin bir saatinde mışıl mışıl uyudukları yataklarından kaldırılıp, yarışmanın o gün yapılacağı yere götürülüyorlar. Gece saat 2 ya da 3 olabilir. (Biz ‘sağduyulu insanlar’ böyle birşey yapmayız değil mi? En fazla 5’de kaldırır ve ders çalışmalarını söyleriz!)

- Daha uyanamamış durumdayken, çocuklara fön çekiliyor, makyaj yapılıyor, takma kirpik takılıyor... Saçlara takılan peruklar, saç spreyleri, ojeler, makyajlar hatta ağda bile var programın her dakikasında... (4 Yaşındaki yarışmacıya ilk programdan itibaren yapılmaya başlanan aslında yapay yaş büyütme hareketleri, sadece bir televizyon programına özgü değil mi? Doğumgününde, akraba düğününde, bilimum mezuniyetlerde biz ‘sağduyulu insanlar’ asla! Yaptırmayız böyle şeyleri! Mezuniyet ödülü olarak simli yüzler, pembe ojeler, lüle lüle saçlar yaptırmıyoruz değil mi çocuklarımıza?)

- Programda ‘Çocuklarının başarısı’ için, çocukları yanında kavga ediyor anne babalar. (Sebep ne olursa olsun, asla çocukların yanında kavga edilmemeli. Çocukları ‘fanus içinde bir ortamda yetiştirmek’ değildir bunun adı. Fikir ayrılığımız olduğunda, evde, trafikte, sokakta... asla çocuklarımızın yanında başkalarıyla kavga etmeyiz değil mi, biz ‘sağduyulu insanlar’?)

- Programda, çocukları başarısız olunca, feryat figan ağlayan anneler ve bu sırada çocuklarına kızmaya devam edenler var. (Ve biz ‘sağduyulu insanlar’, kendi hayallerimizi gerçekleştirmesini istediğimiz çocuklarımızın omuzlarına asla böyle bir yük yüklemiyoruz değil mi?)

- Catwalk’da uzmanlaşmış küçücük kızlar. (Büyüsünler de öğrensinler manken ablaları gibi yürümeyi. Bırakalım da yaşlarının gerektirdiklerini doya doya yaşasınlar. Ders çalışsınlar tabii ama oyun da oynasınlar. Büyüyünce yetenekleri dahilinde manken, şarkıcı, oyuncu olsunlar istiyorlarsa ama önce uygun eğitimleri, uygun zamanlarda alsınlar.)

- “Ben annemi istiyorum. Sarıl bana anne” diyen 5 Yaşındaki çocuğuna “Makyajın bozulacak” diyen anneler var programda. (‘Sağduyulu insanlar’, anneler, asla minicik kızlarının makyajını bahane ederek böyle davranmazlar, değil mi? Zaten makyaj da yaptırmazlar bu yaştaki çocuklarına!)

- “Neden sadece kendim gibi davranamıyorum?” diyen 6 Yaşındaki çocuğuna programda kızan annenin davranışı da içler acısıydı. (Ne kadar güzel bir soru değil mi? “Önce kendin ol, iyi bir insan ol...” demek varken, biz ‘sağduyulu insanlar’ başkasıymış gibi davranmalarını istemiyoruz değil mi çocuklarımızdan? Başka çocukları örnek göstererek onları cezalandırmıyoruz değil mi?)

‘Sağduyulu İnsanlar’ olarak ne kadar şanslıyız ki, çok şükür, böyle tuhaf hareketler yapmıyoruz. İnşallah yapmayız da...

“İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” demiş atalarımız.

Biz ‘sağduyulu insanlar’ çocuklarımıza, bir birey olarak saygı duyuyoruz ve onları, oldukları halleriyle sevip, onlara, kocaman kollarımızla sarılıyoruz, değil mi?

0 yorum:

Yorum Gönder